BİTKİLERİN DÜNYASI
Bitkilerin kendi besinlerini kendilerinin üretebilmelerini
ve diğer canlılardan ayrıcalıklı olmalarını sağlayan
ise, hücrelerinde insan ve hayvan hücrelerinden
farklı olarak güneş enerjisini doğrudan kullanabilen
yapıların bulunmasıdır. Bitki hücreleri bu yapıların
yardımıyla, güneşten gelen enerjiyi, insanlar
ve hayvanlar tarafından besin yoluyla alınacak
enerjiye çevirirler ve formülü yapılarında saklı
olan çok özel işlemlerle, besinlere bu enerjiyi
depolarlar. Bu özel işlemlerin tümüne birden fotosentez
denir.
|

Resmi daha ayrıntılı görmek için üzerine tıklayınız...
|
Bitki
hücresinin içinde çok farklı bölümler vardır.
Her bölüm farklı kimyasal maddelerden oluşmuştur
ve her biri farklı bir görevi yerine getirmek
için özel olarak tasarlanmıştır. Yanda şematik
resmi görülen bitki hücresinin en önemli özelliği
kuşkusuz ki diğer bütün canlı hücrelerinden farklı
olarak kendi besinini kendisinin üretebilmesidir.
Bitkilerin
fotosentez yapabilmeleri için gerekli olan mekanizma,
daha doğru bir anlatımla minyatür fabrika, bitkilerin
yapraklarında bulunur. Gerekli olan mineralleri
ve su gibi maddeleri taşıyacak son derece özel
bir yapıya sahip olan taşıma sistemi de bitkinin
gövdesinde ve köklerinde mevcuttur. Üreme sistemi
ise her bitki türü için yine özel olarak tasarlanmıştır.
Bütün bu mekanizmaların her birinin kendi içlerinde
kompleks yapıları vardır. Ve bu mekanizmalar birbirlerine
bağlı olarak çalışırlar. Biri olmadan diğerleri
fonksiyonlarını yerine getiremezler. Örnek olarak
sadece taşıma sistemi olmayan bir bitkiyi ele
alalım. Böyle bir bitkinin fotosentez yapması
imkansızdır. Çünkü fotosentez yapması için gerekli
olan suyu taşıyacak kanalları yoktur. Bitki besin
üretmeyi başarmış olsa bile bunu gövdenin diğer
bölümlerine taşıyamayacağından bir işe yaramayacak,
bir süre sonra ölecektir.
Bu örnekte olduğu gibi bir bitkide bulunan bütün
sistemlerin kusursuz bir biçimde işlemesi zorunludur.
Oluşacak aksaklıklar ya da mevcut yapıdaki bir
eksiklik bitkinin işlevlerini yerine getirememesine
neden olacak, bu da bitkinin ölümüyle ve türünün
yok olmasıyla sonuçlanacaktır.
İleriki bölümlerde geniş bir şekilde ele alınacak
olan bu yapılar detaya inilerek incelendiğinde,
son derece kompleks ve kusursuz bir tasarımın
ortaya çıktığı görülecektir. Yeryüzündeki bitki
çeşitliliği de göz önüne alınarak değerlendirildiğinde,
bitkilerdeki bu olağanüstü yapılar daha da dikkat
çekici hale gelecektir.Yeryüzünde 500.000'den
fazla bitki çeşidi bulunmaktadır.1
İşte bütün bu bitki türlerinin her biri kendi
içinde özel tasarımlara ve türlerine özgü sistemlere
sahiptirler. Temel olarak hepsinde aynı mükemmel
sistemler bulunmakla beraber, üreme sistemleri,
savunma mekanizmaları, renk ve desen açısından
benzersiz bir çeşitlilik söz konusudur. Bu çeşitlilikte
değişmeyen tek şey; bitkilerde kurulu olan genel
düzenin işlemesi için bitkideki bütün parçaların
(yaprak ve yapraktaki yapılar, kökler, taşıma
sistemleri, kabuk, saplar) ve daha pek çok mekanizmanın
bir anda ve eksiksiz bir biçimde var olması gerektiği
gerçeğidir.
Günümüzde bilimadamları böyle sistemler için "indirgenemez
komplekslik" tanımını kullanmaktadırlar.
Nasıl ki bir motor herhangi bir dişlisinin eksik
olması durumunda çalışamaz hale gelirse, aynı
şekilde bitkilerde de tek bir sistemin dahi eksik
olması veya sistemin parçalarının görevlerinden
birini yerine getirmemesi de bu bitkinin ölümüne
neden olur.
İndirgenemez komplekslik özelliği, bitkinin bütün
sistemlerinde mevcuttur. Aynı anda bulunması gereken
kompleks yapılar ve bu inanılmaz çeşitlilik "bitkilerdeki
mükemmel sistemlerin nasıl ortaya çıktığı"
sorusunu akla getirmektedir.
| NOTLAR: |
1.
Milani, Bradshaw, Biological Science, A molecular
Approach, D.C.Heath and Company, Toronto,
s.114 |
|
|
|