|
| |
|
FOTOSENTEZ ve Evrim
|
Fotosentez
olayı tesadüfen oluşmaz |
Bütün bu apaçık gerçeklere rağmen yine de
evrim teorisini savunmaya devam edenler için,
sorular sorarak bu sistemin tesadüfen oluşamayacağını
bir kere daha görelim. Boyutu mikroskobik
ölçülerle tanımlanan bir alanda kurulmuş bu
örneksiz mekanizmayı tasarlayan kimdir? Öncelikle
böyle bir sistemi bitki hücrelerinin planladığını
yani bitkilerin düşünerek planlar yaptığını
varsayabilir miyiz? Elbette ki böyle bir şeyi
varsayamayız. Çünkü, bitki hücrelerinin tasarlaması,
akletmesi gibi bir şey söz konusu değildir.
Hücrenin içine baktığımızda gördüğümüz kusursuz
sistemi yapan hücrenin kendisi değildir. Peki
öyleyse bu sistem düşünebilen yegane varlık
olan insan aklının bir ürünü müdür? Hayır
değildir. Milimetrenin binde biri büyüklüğünde
bir yere yeryüzündeki en inanılmaz fabrikayı
kuranlar insanlar da değildir. Hatta insanlar
bu mikroskobik fabrikanın içinde olan bitenleri
gözlemleyememektedirler bile.
Bu gibi soruların cevaplarının niçin "hayır"
olduğu, evrimcilerin iddialarıyla birlikte
incelendiğinde, bitkilerin nasıl ortaya çıktığı
konusu daha iyi açıklığa kavuşacaktır. Evrim
teorisi bütün canlıların aşama aşama geliştiğini,
basitten komplekse doğru bir gelişim olduğunu
iddia eder. Fotosentez sistemindeki mevcut
parçaları belli bir sayıyla sınırlayabildiğimizi
varsayarak bu iddianın doğru olup olmadığını
düşünelim. Örneğin fotosentez işleminin gerçekleşmesi
için gerekli olan parçaların sayısının 100
olduğunu varsayalım (gerçekte bu sayı çok
daha fazladır). Varsayımlara devam ederek,
bu 100 parçanın bir iki tanesinin evrimcilerin
iddia ettikleri gibi tesadüfen, kendi kendine
oluştuğunu varsayalım. Bu durumda geriye kalan
parçaların oluşması için milyarlarca yıl beklenmesi
gerekecektir. Oluşan parçalar bir arada bulunsalar
bile diğerleri olmadığı için bir işe yaramayacaklardır.
Tek biri olmadığında diğerleri işlevsiz olan
bu sistemin diğer parçaların oluşumunu beklemeleri
imkansızdır.
Dolayısıyla
canlılara ait tüm sistemler gibi, karmaşık
bir sistem olan fotosentez de evrimin öne
sürdüğü gibi, zaman içinde, tesadüflerle,
yavaş yavaş oluşan parçaların art arda eklenmesiyle
meydana gelmesi akıl ve mantıkla bağdaşan
bir iddia değildir. Bu iddianın çaresizliğini
fotosentez işleminde gerçekleşen bazı aşamaları
kısaca hatırlayarak görebiliriz. Öncelikle
fotosentez işleminin gerçekleşebilmesi için
mevcut bütün enzimlerin ve sistemlerin aynı
anda bitki hücresinde bulunması gereklidir.
Her işlemin süresi ve enzimlerin miktarı tek
bir seferde en doğru biçimde ayarlanmalıdır.
Çünkü gerçekleştirilen reaksiyonlarda oluşabilecek
en ufak bir aksaklık, örneğin işlem süresi,
reaksiyona giren ısı veya hammadde miktarında
küçük bir değişiklik olması, reaksiyon sonucunda
ortaya çıkacak ürünleri bozacak ve yararsız
hale getirecektir. Bu sayılanların herhangi
bir tanesinin olmaması durumunda da sistem
tamamen işlevsiz olacaktır.
Bu durumda akla bu işlevsiz parçaların, sistemin
tümü oluşana kadar nasıl olup da varlıklarını
sürdürdükleri sorusu gelecektir. Ayrıca boyut
küçüldükçe, o yapıdaki sistemin üzerindeki
aklın ve mühendisliğin kalitesinin arttığı
da bilinen bir gerçektir. Bir mekanizmadaki
boyutun küçülmesi bize o yapı üzerinde kullanılan
teknolojinin gücünü gösterir. Günümüz kameralarıyla
seneler önce kullanılan kameralar arasında
bir karşılaştırma yapıldığında bu gerçek daha
net görülecektir. Bu gerçek, yapraklardaki
kusursuz yapının önemini daha da arttırmaktadır.
İnsanların büyük fabrikalarda dahi yapamadıkları
fotosentez işlemini bitkiler nasıl olup da
bu mikroskobik fabrikalarında gerçekleştirmektedirler?
İşte bu ve benzeri sorular evrimcilerin hiçbir
tutarlı açıklama getiremedikleri sorulardır.
Buna karşın, çeşitli hayali senaryolar üretirler.
Üretilen bu senaryolarda başvurulan ortak
taktik, konunun demagojiler ve kafa karıştırıcı
teknik terim ve anlatımlarla boğulmasıdır.
Olabildiğince karışık terimler kullanarak
bütün canlılarda çok açık görülen bir gerçeği,
"Yaratılış Gerçeği"ni örtbas etmeye
çalışırlar. Neden ve nasıl gibi sorulara cevap
vermek yerine, konu hakkında ayrıntılı bilgiler
ve teknik kavramlar sıralayıp sonuna bunun
evrimin bir sonucu olduğunu eklerler. |
|
"Görmüyorlar mı; Biz suyu çorak topraga
sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan
hayvanları, kendileri yemektedir? Yine de
görmüyorlar mı?" (Secde Suresi,
27)
|
Bununla birlikte en koyu evrim taraftarları
bile, çoğu zaman bitkilerdeki mucizevi sistemler
karşısında hayretlerini gizleyememektedirler.
Buna örnek olarak Türkiye'nin evrimci profesörlerinden
Ali Demirsoy'u verebiliriz. Prof. Demirsoy,
fotosentezdeki mucizevi işlemleri vurgulayarak,
bu kompleks sistemin karşısında şöyle bir
itirafta bulunmaktadır:
Fotosentez oldukça karmaşık bir olaydır
ve bir hücrenin içerisindeki organelde ortaya
çıkması olanaksız görülmektedir. Çünkü tüm
kademelerin birden oluşması olanaksız, tek
tek oluşması da anlamsızdır.1
Fotosentez işlemindeki bu kusursuz mekanizmalar
şimdiye kadar gelmiş geçmiş bütün bitki hücrelerinde
vardır. En sıradan gördüğünüz bir yabani ot
bile bu işlemi gerçekleştirebilmektedir. Reaksiyona
her zaman aynı oranda madde girer ve çıkan
ürünler de hep aynıdır.
Reaksiyon sıralaması ve hızı da aynıdır. Bu
istisnasız bütün fotosentez yapan bitkiler
için geçerlidir. Bitkiye akletme, karar verme
gibi vasıflar vermeye çalışmak elbette ki
mantıksızdır. Bunun yanı sıra bütün yeşil
bitkilerde var olan ve kusursuz bir şekilde
işleyen bu sisteme "tesadüfler zinciri
ile oluştu" şeklinde bir açıklama getirmek
de her türlü mantıktan uzak bir çabadır.
İşte bu noktada karşımıza apaçık bir gerçek
çıkar. Olağanüstü kompleks bir işlem olan
fotosentez bilinçli olarak tasarlanmıştır,
yani Allah tarafından yaratılmıştır. Bu mekanizmalar
bitkiler ilk ortaya çıktıkları andan itibaren
vardır. Bu kadar küçük bir alana yerleştirilmiş
olan bu kusursuz sistemler bize kendilerini
tasarlayanın gücünü gösterirler. |
|
| NOTLAR: |
1.
Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim,
Ankara, Meteksan Yayınları, s.80 |
|
|
|
|