|
|
BİTKİLERİN EVRİMİNİN GEÇERSİZLİĞİ
|
Fotosentezin Kökeni |
Gerçekte şu ana kadar incelediğimiz tüm bu
imkansızlıklar bitkilerin evrimi senaryosunu
geçersiz kılmaya yeterlidir. Ama bütün bu
açıklamalara gerek kalmadan da tek bir soru
ile evrimcilerin tüm iddiaları yerle bir olmaktadır:
Dünya üzerinde benzeri olmayan bir işlem olan
fotosentez işlemi nasıl ortaya çıkmıştır?
Evrim teorisine ait olan senaryoya göre, bitki
hücreleri fotosentez yapabilmek için fotosentez
yapabilen bakterileri yutup kloroplasta çevirmişlerdir.
Peki bakteriler fotosentez gibi karmaşık bir
işlemi yapmayı nereden öğrenmişlerdir? Hatta
daha da önce neden böyle bir işlem yapmaya
başlamışlardır? Senaryonun diğer sorulara
olduğu gibi bu soruya da verebileceği hiçbir
bilimsel cevabı yoktur. Evrimci yayınlardan
birinde bakın bu soruya nasıl cevap verilmektedir:
İlkel okyanuslarda oldukça fazla sayıda bakteri
ve besin değeri taşıyan moleküller vardı.
Zamanla okyanuslardaki bakterilerin besinleri
azaldı ve bakteriler besin bulamamaya başladılar.
Ve birden bakteriler kendi besinlerini kendileri
üretmeye başladılar. Bu arada yeryüzüne gelen
ultraviyole ve görünür ışık arasından bakteriler
ultraviyolenin zararlı, görünür ışığınsa yararlı
olduğunu bilmişlerdir. Besin elde etmek için
zararlı olan ultraviyole ışığı değil de görünür
ışığı kullanmaları gerektiğini keşfetmişlerdir.1 |
|
"Andolsun,
onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı,
güneşi ve ayı kim emre amade kıldı? diye soracak
olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler.
Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar? "(Ankebut
Suresi, 61)
|
Yine başka bir evrimci kaynak olan Life on
Earth adlı kitapta, fotosentez gibi bazı noktaları
günümüzde dahi çözülememiş olan bir işlemin,
ilk ortaya çıkışına şöyle açıklama getirilmeye
çalışılmaktadır:
Bakteriler önce okyanuslarda beslenirlerdi.
Sayıları arttıkça besin kıtlığı çekmeye başladılar.
Farklı bir besin kaynağı bulabilenler başarılı
olacak ve yaşamaya devam edebileceklerdi.
Çevrelerinde besin bulmaktansa kendi besinlerini
kendileri üreteceklerdi.2
Gerçek bir masaldan hiç farkı olmayan bu hayali
fanteziler tamamen aklın ve bilimin sınırlarının
dışına taşmaktadır. Birkaç cümlede ifade edilen
bu açıklamanın, gerçekte ne anlama geldiği
birkaç saniye akıl ve bilim çerçevesinde düşünüldüğünde
ortaya çıkmaktadır.Birincisi besin bulamayan
her canlının kaçınılmaz sonu ölümdür. Değişen
tek şey her canlının ne kadar süre açlığa
dayanabileceğidir. Açlık durumunda bir süre
sonra her canlının tüm fonksiyonları, besinin
yakılmasıyla elde edilen enerji temin edilemediği
için durmaya başlar.
Bu gerçeği görebilmek için bilim adamı olmaya
bile gerek yoktur. Bu basit bir gözlemle dahi
her insan tarafından anlaşılabilir. Fakat
evrimci bilim adamları yaşamsal tüm fonksiyonları
duran bir canlının, zamanla yeni bir beslenme
metodu geliştirip, bunu uygulamaya koymasını
beklemektedirler. Üstelik böyle bir sistemi
geliştirmeye "karar verip", sonra
da bunu kendi bünyesinde "üretmeye başladığına"
inanabilmektedirler. Evrimci bilim adamları
bir deney yapıp bu durumun gerçekleşmesini
bekleseler karşılaşacakları manzara çok açıktır:
Bakterilerin her biri kısa bir süre içinde
ölecektir. Bakterilerin kendi besinini oluşturmasını
bekleyen evrimci bilim adamlarının bir diğer
problemi de bu işlemin güçlüğüdür. Önceki
bölümlerde fotosentez işleminin gerçekleştirilebilmesi
için çok kompleks yapılara ihtiyaç olduğunu
vurgulamıştık. Gerçekten de fotosentez işlemi,
yeryüzünde bilinen en karmaşık işlem olma
özelliğine sahiptir. Genel olarak işleyişi,
ancak günümüzde kısmen çözülebilmiş olan fotosentezin,
pek çok aşaması insanoğlu için hala bir sırdır.İşte
evrimci bilim adamlarının ölmek üzere olan
bir bakteriden bekledikleri, henüz en gelişmiş
teknolojiye sahip reaktörlerde dahi suni olarak
gerçekleştirilemeyen bu işlemi, bakterilerin
kendi kendilerine keşfetmiş olmalarıdır.
Fotosentez gibi son derece karmaşık bir olayın
evrimle kendi kendine oluşmasının imkansızlığı
hakkındaki en çarpıcı itiraflardan bir tanesi
yine Prof. Ali Demirsoy'dan gelmiştir:
Fotosentez oldukça karmaşık bir olaydır ve
bir hücrenin içerisindeki organelde ortaya
çıkması olanaksız görülmektedir. Çünkü tüm
kademelerin birden oluşması olanaksız, tek
tek ortaya çıkması da anlamsızdır.3
Bu konudaki bir başka itirafçı evrimci de
Hoimar Von Ditfurth'tur. Dinozorların Sessiz
Gecesi adlı kitabında Ditfurth, fotosentezin
sonradan öğrenilemeyecek bir işlem olduğunu
şöyle kabul etmektedir:
Hiçbir hücre, biyolojik bir işlevi sözcüğün
gerçek anlamında "öğrenme" olanağına
sahip değildir. Bir hücrenin solunum ya da
fotosentez yapma gibi bir işlevi doğuşu sırasında
yerine getirebilecek konumda olmayıp, daha
sonraki yaşam süreci içinde bunun üstesinden
gelebilecek duruma gelmesi, bu işlevi sağlayacak
beceriyi edinmesi olanaksızdır.4
|
| |
|
| NOTLAR: |
1.
Milani, Bradshaw, Biological Science,
A molecular Approach, D.C.Heath and Company,
Toronto, s.158 |
2.
David Attenborough, Life on Earth, Princeton
University Press, Princeton, New Jersey,
1981, s.20 |
3.
Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim,
Ankara, Meteksan Yayınları, 1984, s.8
|
4.
Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 2, Alan Yayıncılık, Kasım 1996,
İstanbul, Çev: Veysel Atayman, s.60-61
|
|
|
|
|