| |
|
|
TOHUMLAR
|
Tohumların dayanıklılığı ve dağıtımı |
|
"Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir?
Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? Eğer Allah'ın
nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu
bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten
Allah, bağışlayandır, esirgeyendir."
(Nahl Suresi, 17-18)
|
|
Her bitki yaşadığı bölgedeki iklim koşullarına
uygun bir tasarıma ve özelliklere sahiptir.
Örneğin; kurak bölgelerdeki bitkilerde var
olan özellikler diğer türlerde yoktur. Bu
nedenle çöllerden alınan bir bitkinin kutuplarda
ya da tropikal ormanlarda, tropikal ormanlardan
alınan bir bitkininse kutuplarda ya da çöllerde
yaşaması beklenemez. Çünkü tropikal bölgelerdeki
bitkilerin bütün yapıları -yapraklarının büyüklükleri,
tohumlarının dayanıklılık özellikleri vs.-
bu bölge şartlarına uygundur. Kutup bölgelerinde
yetişen bitkilerin özellikleri ise kutup şartlarına
uygundur. Ancak bazı bitkiler, beklenmedik
şekilde ortaya çıkan zorlu şartlara karşı
da son derece dayanıklılık gösterirler. Aşırı
sıcak hava, kuraklık ya da aksine şiddetli
yağmur ve soğuk bitkilerin dayanıklı olmalarını
gerektiren şartlardandır. Bu gibi beklenmedik
durumlarla karşı karşıya kalan bazı
bitkiler ise bir çeşit uyku durumuna geçerek
dayanıklılık gösterirler. Suda yaşayan bir
bitkinin çölde, kurak iklimde yaşayan bir
bitkinin tropiklerde yaşaması imkansızdır.
|
| |
|
Resimlerde görülen bitkilerin her biri
farklı iklim koşullarında yaşayacakları tasarımlara
sahiptir. |
Tohumlardaki uyku durumu |
Bitkilerin fazla bilinmeyen özelliklerinden
bir tanesi yukarıda söz ettiğimiz gibi bazı
bitki türlerine ait tohumların çok zor koşullara
dayanıklı olmalarıdır. Söz konusu tohumlar
zor şartların oluştuğu dönemlerde bilinçli
bir şekilde metabolizma faaliyetlerini azaltarak
yani bir anlamda uykuya geçerek daha dayanıklı
olurlar.Uyku olayı ilk etap olan kurutma aşaması
ile başlar. Tohum, sahip olduğu suyu dokularından
kaybederek uykuya dalar. Canlı bitki dokuları
% 90 ila % 95 arasında su içerirken, uykudaki
tohumların dokuları % 5 veya en fazla % 15
gibi su içerir. Bu işlem belirli bir sıralama
ile genetik kontrol altında geçekleştirilir.
Bu işlemin gerçekleştirilmesinde başlıca etken
absisik asit adlı bir hormondur.1
Bu hormon bitki büyümesini engelleyen hormonlardan
biridir. Bu hormonun varlığı sayesinde tohum
içinde fonksiyonlar yavaşlar. Uyku durumundaki
bir tohumun hücrelerinde, solunum çok azalır,
ne beslenme ne de büyüme olmaz.2On
yıllarca hatta yüzyıllarca uyku durumunda
kalan ve sonra filizlenen tohumlar vardır.
Bu uyku durumu bitkilerin soylarını sürdürmeleri
açısından son derece önemlidir. Bitkiler hep
aynı yerde bulundukları için zor koşullarda
yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlayan böyle
bir mekanizmanın varlığı zorunludur.3Peki
bu derece önemli olan bu özellik nasıl ortaya
çıkmıştır? Şartlar kötüye gittiğinde bitki
tohumları nasıl olup da bulundukları yerde
yani toprağın altında bundan haberdar olmakta
ve önlem almaktadırlar? Bir tohumun ne gözleri,
ne saati, ne de sinir sistemi mevcuttur. Bu
durumda bitki uyanma vaktinin geldiğini nasıl
hesaplamaktadır? Evrimciler bazı bitkilerin
zor koşullarda yaşamalarını sağlayan bu özelliklere
sahip olmalarına "Bitkiler istenilmeyen
dönemlerde yaşamlarını garantiye almak için
mekanizmalar geliştirmişlerdir" gibi
cümlelerle açıklama getirmeye çalışırlar.
Ancak bu, düşünüldüğünde hiçbir anlam ifade
etmeyen bir cümledir. Çünkü tahta bir gövdeden,
yeşil yapraklardan, çiçeklerden, köklerden
oluşan bir ağacın ya da bir çiçeğin kendisi
adına böyle bir ihtiyaç hissetmesi ve düşünmesi,
tohumunun uykuya geçmesini sağlayacak bir
sistemi keşfetmesi, bu mekanizmayı kendi içinde
kurması, sonra da bunun için gerekli olan
genetik bilgiyi kodlayarak bunu hücrelerine
yerleştirmesi ve bu bilgiyi gelecek nesillere
aktarması elbette ki mümkün değildir. Böyle
bir iddia bilimsellikten olduğu kadar akılcılıktan
da uzaktır. Evrimcilerin bu konuda anlattıkları
bir başka hikaye ise şöyledir: "Evrim
süresince, her bir bitki türü çevre koşullarına
ait verileri ustalıkla elde etti ve zihnine
yerleştirdi. Bu bilgiler konsantre edilerek
genetik materyalinin içerisine kodlandı.
Tohumlar, mevsimlerin ardarda geldiğini, toprağın
cinsini ve kalitesini, bir akarsuyun yakın
olup olmadığını, etrafında rakip türlerin
var olup olmadığını, ortaya çıkan boş bir
alanın varlığını 'tanıma' yeteneğine sahip
oldular." 4 Yukarıdaki
ifadeler biraz düşünüldüğünde bunların da
son derece mantıksız varsayımlar olduğu rahatça
anlaşılacaktır. Bir bitkinin zihni yoktur
ki, çevresindeki verileri "zihnine yerleştirsin"!
Veya bir bitki, sahip olduğu genetik materyalden
haberdar değildir ki, buna yeni bilgiler eklesin.
Aynı şekilde bitki akıl ve şuur sahibi bir
varlık değildir ki, çevresini "tanıma
yeteneğine" sahip olsun! Bunların tümü
bitkilerin Allah tarafından yaratılmış olduğunu
kabul etmek istemeyen evrimcilerin gerçek
dışı masallarından ibarettir. Evrimcilerin
iddialarının tutarsızlığının başka bir yönü
daha vardır. Evrimciler, bitkilerin, özelliklerini
zaman içinde gelişen tesadüfi değişimlerle
kazandıklarını iddia ederler. |
|
Bu iddiaya göre, bitkilerin uzun yıllar süren
uyuyabilme özelliğini kazanabilmeleri için
de aradan yüzbinlerce, milyonlarca hatta yüzlerce
milyon yıl geçmiş olması, bitkilerin olumsuz
koşullara dayanarak bu kadar uzun yıllar boyunca
beklemiş olmaları gerekmektedir. Ancak bitkiler
böyle bir zorluğa dayanamazlar. Tohum çimlenmeye
başladıktan sonra şartlar olumsuzsa yaşamını
sürdüremez ve bu da o bitkinin soyunun tükenmesi
demektir. Böyle bir durumda kötü şartlarla
karşılaşan ilk tohuma, uyuma yeteneğini kazandıracak
olağanüstü bir tesadüfün (buna mucize demek
daha doğru olur) meydana gelmiş olması gerekir.
Bunun hiçbir şekilde mümkün olmayacağı, evrimcilerin
tek alternatif olarak öne sürdükleri tesadüflerin
değil yüz milyonlarca, trilyon kere trilyon
yıl beklense de bir bitkinin genetik şifresine
yeni bir bilgi ekleyemeyeceği, tohumlara uyuma
özelliğini ya da başka herhangi bir özelliği
kazandıramayacakları sağduyu sahibi her insan
için açıktır.
|
|
Su geçirmez mantosuna bürünmüş haldeki
embriyon bazen ana bitkiden çok uzaklara
kadar gidebilir. Bütün bu seyahati süresince
tohum uyku halinde kalır. At kestanelerini
ve soya fasulyelerini buna örnek olarak
verebiliriz.Tohum
ulaşacağı yere vardığında bile uyku
durumu aylar boyunca sürebilir. Ancak
bu anlamsız bir bekleyiş değildir. "Uyku
hali" denilen bu olay çok temel
bir ihtiyaçtır ve kompleks işlemlerle
gerçekleşmektedir. Bu dinlenme, yeşermenin
en elverişli zamanda ve doğru yerde
başlatılması için uygulamaya sokulan
bir stratejidir. Çünkü filizlenme olayı
bir defa başladığında artık geriye dönüş
mümkün değildir. Eğer dış şartlar olumsuzsa
genç ve narin filizler bunlardan çok
fazla etkilenecek ve varlıklarını sürdüremeyeceklerdir.
Tohumlardaki uyku durumu bu riski ortadan
kaldırmaktadır.
|
|
|
|
Bitkiler ve onları meydana getiren tohumlar,
Allah tarafından bugünkü özellikleriyle birlikte
kusursuz bir şekilde yaratılmışlardır.
"Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir?
Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? Eğer Allah'ın
nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu
bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten
Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. "
(Nahl Suresi, 17-18) |
|
| NOTLAR: |
1.
Grains de Vie, s.68 |
2.
Musa Özet, Osman Arpacı, Biyoloji 2, Sürat
Yayınları, s.138-141 |
3.
Advanced Plant Physiology, Malcolm B.
Wilkins, Longman Scientific & Technical,
England, 1987, s.462 |
4.
Grains de Vie, s.68 |
|
|
|
|