| |
|
|
TOHUMLAR
|
| |
Tohumdaki
Tasarım |
| |
"Görmüyorlar mı; biz, suyu çorak toprağa
sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan
hayvanları, kendileri yemektedir? Yine de görmüyorlar
mı?" (Secde Suresi, 27) |
| |
| |
Başınızı çevirdiğinizde gördüğünüz
metrelerce uzunluktaki ağaçlardan, mis
gibi kokularından zevk aldığınız çiçeklere,
yediğiniz sebzelere, meyvelere kadar
pek çok bitki en başta birer tohumdular.
Peki bu tohumlar hangi safhalardan geçerek
oluşmuştur? Tohum oluşumunun ilk safhası
çiçekli bitkilerdeki polenlerin yani
erkek hücrelerin taşınmasıdır. Rüzgar,
böcekler, hayvanlar ya da başka herhangi
bir yolla taşınan erkek üreme hücrelerinin
(polenlerin) yolculuklarının son noktası
çiçeklerin dişi üreme organlarıdır.
Çiçeklerin tam ortasında, meyve yapraklarından
(karpellerden) oluşmuş tek ya da birkaç
tane dişi organ bulunur. Her dişi organın
en üst bölümünde de bir tepecik, bunun
altında tepeciği taşıyan bir boyuncuk
ve en dipte de tohum taslaklarını barındıran
şişkince bir yumurtalık vardır. Erkek
organlardan gelen çiçek tozları, yüzeyi
yapışkan bir sıvıyla kaplı olan tepeciğe
konarlar, sonra boyuncuk kanalıyla dipteki
yumurtalığa ulaşırlar.
|
|
| |
Bu yapışkan sıvının çok önemli bir görevi
vardır: Çiçek tozları boyuncuğun altındaki
yumurtalığa ulaşamadıkça buradaki tohum taslaklarını
dölleyemezler. Bu yapışkan sıvı bu noktada
devreye girer ve çiçek tozlarının etrafa dağılarak
boş yere harcanmasını önler. Çiçek tozları,
tepeciğin üstüne konduktan sonra büyümeye
başlar ve her çiçek tozu taneciği yani her
erkek üreme hücresi, kök kadar ince bir borucuk
geliştirerek, dişi organın boyuncuğundan yumurtalığa
doğru uzatır. Bu borucuklardan her birinin
içinde iki tane çekirdek vardır. Borucuk,
uzayarak yumurtalığa ulaştığında kopar ve
içindeki hücre çekirdekleri serbest kalır.
Böylece çekirdeklerden biri yumurtalıktaki
yumurta hücresiyle birleşir.
Bu oluşum ileride tohumu meydana getirecektir.
Diğer çekirdek de aynı tohum taslağındaki
başka bir hücreyle birleşerek tohumun çimlenmesi
için gerekli besin deposunu oluşturur. İşte
bu olaya döllenme denir. Döllenmeden bir süre
sonra da ortaya tohum çıkar. Döllenmeden sonra
oluşan her tohumda bir bitki embriyosu bir
de besin deposu bulunur. Bitkiyle ilgili baştan
beri anlattığımız bütün bilgiler bu embriyoda
bulunur; yani embriyo bitkinin küçük bir kopyasını
içinde barındırır. Besin deposu ise, bitki
kendi besinini üretebilecek hale gelene kadar
embriyonun büyümesini sağlayacaktır.
|
| |
Tohumlardaki yedek besin deposunun özellikleri |
| |
|
Tohumlarda embriyo ile birlikte bulunan
yedek besin çok önemlidir. Çünkü tohum
halindeki bir bitkinin fotosentez toplayabileceği
kökleri yoktur. Toprağın üstüne çıkacak
bir filiz haline gelene kadar tohum
bünyesindeki bu besini kullanmak zorundadır.
Bu nedenle yedek besin, tohumun gelişimini
tamamlamasına yetecek miktarda olmalıdır.
Bu noktada karşımıza mucizevi bir detay
çıkmaktadır. Her bitkinin tohumunda
tam ihtiyacı olacak kadar besin depolanmıştır.
Uzun süre çimlenmeden dayanması gereken
tohumların (örneğin hindistan cevizi
tohumları) içindeki besin miktarı ile
suyla karşılaştıktan kısa bir süre sonra
filizlenmeye başlayan tohumların (kavun,
karpuz vs.) içindeki besin miktarı farklı
farklı ayarlanmıştır. Üstelik döllenmeden
sonra tohum oluşurken bitkinin türüne
göre hangi maddelerin depolanacağı da
ince ince tasarlanmıştır.
|
|
|
| |
Genel olarak nişasta ve protein, kimi zaman
da bunlara ek olarak şeker ve yağ tohumda
besin olarak depolanır. Bu maddelerden nişasta,
vazgeçilmezdir çünkü tohum için gerekli olan
ana enerjiyi sağlayacaktır. Depolanmış proteinler
de bitki açısından önemli olan diğer proteinleri
inşa etmek için embriyonun ihtiyaç duyacağı
aminoasitleri meydana getirecektir.Şimdi burada
durup düşünelim. Bu besin miktarını ve cinsini
ayarlayan kimdir? Bunu ayarlayan tohum olamaz
çünkü ortada henüz bir tohum yoktur, bu ayarlama
tohumun oluşumundan önce yapılmaktadır.
|
| |
|
O halde bitkinin kendisi, tohumunun
hangi aşamalardan geçerek, ne kadar
süre sonra döllenebileceğini tespit
edip, kendisi mi bu miktarı ayarlamaktadır?
Böyle bir ihtimali kabul etmek, bitkinin
kendi aklı ve şuuru olduğunu, ileri
görüşlü olduğunu, kendi dışında gelişen
olaylardan haberdar olduğunu ve daha
inanılması mümkün olmayan pek çok mantık
dışı olayı kabul etmek demektir. Elbette
bunu kabul etmek akıl ve mantık sahibi
bir insan için mümkün değildir. Bu durumda
karşımıza çıkan gerçek açıktır: Her
bitkinin tohumunun içine tam gerektiği
kadar besini depolayan, tüm bitkilerin
ve o bitkilerin döllenme aşamalarının,
sistemlerinin yaratıcısı olan Allah'tır.
|
|
|
|
|
|
|
|