| |
|
|
YAPRAKLAR
|
Herkes için tanıdık bir manzara:Yaprak dökümü |
Bitkiler için—özellikle de besin üretiminin
yapıldığı yapraklar için—güneş ışığı çok önemlidir.
Sonbaharın gelmesiyle birlikte havalar soğumaya,
gündüzler kısalmaya başlar ve dünyaya gelen
güneş ışığında azalma olur. Bu azalma bitkide
değişikliklere sebep olur ve yapraklarda yaşlanma
programı yani yaprak dökümü başlar. Ağaçlar
yapraklarını dökmeden önce, yapraktaki bütün
besleyici maddeleri emmeye başlarlar. Amaçları
potasyum, fosfat, nitrat gibi maddelerin düşen
yapraklarla birlikte yok olmasını engellemektir.
Bu maddeler, ağaç kabuğunun katmanlarının
ve gövdenin ortasından geçen iliğe yönelir
ve burada depolanırlar. İlikte toplanmaları
bu maddelerin ağaç tarafından kolay emilmesini
sağlar.1 |
| |
Yapraklar döküldüğü zaman her biri ardında
iz bırakır. Hemen ardından bu iz herhangi
bir enfeksiyonun oluşmasını engelleyen
su geçirmeyen, mantar gibi bir tabakayla
kaplanır.
|
|
Yaprak dökümü ağaçlar için bir zorunluluktur
çünkü soğuk havalarda topraktaki su gitgide
katılaşır ve emilmesi zorlaşır. Buna karşın
yapraklardaki terleme havanın soğumasına rağmen
devam etmektedir. Suyun azaldığı bir dönemde
sürekli terleme yapan yaprak, bitki için fazlalık
olmaya başlamıştır. Zaten yaprağın hücreleri
soğuk kış günlerinde don ile karşılaşıp parçalanacaktır.
Bu yüzden ağaç erken davranıp kış gelmeden
yapraktan kurtulur, böylece zaten kıt olan
su rezervlerini boş yere kullanmamış olur.2Sadece
fiziksel bir işlem gibi görünen yaprak dökümü
aslında pek çok kimyasal olayın arka arkaya
gelmesiyle gerçekleşir. Yaprak ayasında yer
alan hücrelerde, ışığa duyarlı ve bitkilere
renk veren moleküller yani "fitokromlar"
vardır. Bitkinin, gecelerin süresinin uzadığını
ve böylece yapraklara daha az güneş ışığı
gittiğini fark etmesini sağlayan işte bu moleküllerdir.
Fitokromlar bu değişimi algıladıklarında yaprağın
içinde çeşitli değişimlere sebep olurlar ve
yaprağın yaşlanma programını başlatırlar..3
Yapraklardaki yaşlanmanın ilk işaretlerinden
biri, yaprak ayası hücrelerindeki etilen üretiminin
başlamasıdır. Etilen gazı yaprağa yeşil rengini
veren klorofilin yıkımını başlatır yani ağaç
yapraklarındaki klorofili geri çeker. Yaprak
dökülmesini geciktiren bir büyüme hormonu
olan oksin maddesinin üretimini engelleyen
de etilen gazıdır. Klorofilin yıkımının başlamasıyla
birlikte yaprak güneşten daha az enerji alır
ve daha az şeker üretir. Ayrıca o güne kadar
baskı altına alınmış, yapraklardaki sıcak
renklerin oluşmasına sebep olan karotenoidler
kendilerini gösterirler ve bu şekilde yapraklarda
renk değişimi başlar.4 |
| |
|
|
Mikroskop altına alınan görüntülerde,
yaprağın düşmesi sırasında gerçekleşen
olaylar gösterilmektedir. Sol resimde
yaprak düştükten sonra dalın mikroskop
altındaki görüntüsü, sağ alt resimde
yaprak düşmeden önceki durum görülmektedir.
Yaprak düşmeden önce sapın taban ucunun
karşısındaki ince duvarlı hücrelerde
oluşan özel bir tabaka aktif hale gelir.
Daha sonra bu hücreler kendilerini yok
ederler ve yaprak düşer.
|
|
Bir
süre sonra etilen gazı yaprağın her tarafına
yayılır ve yaprak sapına geldiğinde burada
bulunan küçük hücreler şişmeye başlayıp, sapta
bir gerginleşmeye neden olurlar. Yaprak sapının
gövdeye bağlandığı bölümde bulunan hücrelerin
miktarı artar ve özel enzimler üretmeye başlarlar.
İlk olarak selülaz enzimleri selülozdan oluşan
çeperleri parçalarlar, daha sonra pektinaz
enzimleri hücreleri birbirine bağlayan pektin
tabakasını parçalarlar. Giderek artan bu gerginliğe
yaprak dayanamaz ve sapın dış tarafından içeriye
doğru yarılmaya başlar.5
Buraya kadar anlattığımız bu işlemler yapraktaki
besin üretiminin durması ve yaprağın sapından
kopmaya başlaması olarak özetlenebilir. Genişlemeye
devam eden yarığın etrafında çok hızlı değişimler
yaşanır ve hücreler hemen mantarözü üretmeye
başlarlar. Bu madde, selüloz çepere yavaş
yavaş yerleşerek onun güçlenmesini sağlar.
Bütün bu hücreler, arkalarında mantar tabakasının
yerini alan büyük bir boşluk bırakarak ölürler..6
Buraya kadar anlatılanlar tek bir yaprağın
düşmesi için birbirine bağlantılı birçok olayın
gerçekleşmesi gerektiğini göstermektedir.
Fitokromların güneş ışınlarının azaldığını
tespit edebilmelerinin, yaprağın düşmesi için
gerekli olan tüm enzimlerin uygun zamanlarda
devreye girmelerinin, tam sapın kopacağı yerde
hücrelerin mantarözü üretmeye başlamasının
ne derece olağanüstü bir işlemler zinciri
olduğu ortadadır. Art arda işleyen ve her
aşaması planlı ve birbiriyle bağlantılı olan
bu kusursuz işlemler serisinin "rastlantı"
ile açıklanması mümkün değildir. Bütün bu
işlemlerdeki zamanlama son derece yerindedir.
Yaprak dökümü planı kusursuz bir şekilde işlemektedir.
Yaprak gövdeden tamamen ayrıldığı için, iletim
borularından öz su alamaz, bu yüzden yaprağın
tutunduğu yer ile bağı gittikçe zayıflar.
Biraz hızlı esen bir rüzgar bile yaprak sapını
koparmaya yeterli olur.
Toprağa düşen ölü yapraklarda, böceklerin,
mantarların ve bakterilerin yararlanabileceği
besin maddeleri bulunur. Bu besin maddeleri,
mikroorganizmalar tarafından değişime uğratılırlar
ve toprağa karışırlar. Ağaçlar da bu maddeleri
kökleri aracılığıyla topraktan tekrar besin
olarak geri alabilirler. |
|
| NOTLAR: |
1.
Lathiere, S. Scienc&vie Junior, Kasım
1997 |
2.
Lathiere, S. Scienc&vie Junior, Kasım
1997 |
3.
Lathiere, S. Scienc&vie Junior, Kasım
1997 |
4.
Lathiere, S. Scienc&vie Junior, Kasım
1997 |
5.
Lathiere, S. Scienc&vie Junior, Kasım
1997 |
6.
Malcolm Wilkins, Plantwatching, New York,
Facts on File Publications, 1988, s.171 |
|
|
|
|